DİLİMİZE SAHİP OLALIM

DİLİMİZE SAHİP OLALIM

 

       Türküm diyorsanız, Türkçe konuşmalısınız, Türkçe yazmalısınız, Türkçe isim kullanmalısınız. Türk, sadece Türk’tür, ötesi olmaz bu işin.

“Şimdiden geri  divanda, dergahta, bargahta, mecliste, meydanda Türkçe’den başka dil konuşulmaya.” Karamanoğlu Mehmet Bey’e ait bu sözler başta dönemin tarihçisi İbn-i Bibi olmak üzere birçok kaynakta aktarılmıştır. Mehmet Bey’in bu fermanı, taşıdığı ruh itibarıyla Kürşad İhtilali ile aynı değerdedir. 40 yıllık Moğol baskısına son verme idealinin dışa vurumudur.

Dil, Türk Milleti’nin en kıymetli kültür hazinesidir. İyi incelendiğinde Türklüğün derin izlerini, şifrelerini, irfanını, sevincini ve üzüntüsünü görmek mümkündür. Yabancı bir kişinin (Max Müller) değerlendirmesi hayli ilginçtir. “Türk dilini incelerken, insan zekasının dilde başardığı büyük mucizeyi görürüz.”

Türk romanının büyük ustası Peyami Safa, dilin millet hayatındaki etkisini şöyle ifade etmektedir. “Bir milletin bütün zekası, bilgisi, duyarlılığı dilinde toplanır. Dil onun varlığıdır, savunmasıdır. Başka milletler üzerindeki en güçlü silahıdır. Dilini kaybetmiş bir millet her şeyini kaybetmiş demektir.” Dilin bu vasıfları kazanabilmesi öncelikli olarak milletin çalışkanlığına, üretkenliğine bağlıdır. Bilim ve teknoloji üreten, hayallerini sanatına yansıtan bir milletin dili de gelişir. Çünkü üretilen her yeni şey kavram olarak dilde bir karşılık bulacak, evrenini genişletecektir. Örnek vermek gerekirse, sadece bilgisayar kanalıyla dilimize binlerce yabancı kelime girmiştir. Bu durum dilimizin sıhhatini bozmakla kalmamış, insanımızın düşünce kodlarını, iç ahengini ve dilin zevklerini etkilemiştir. Peki, bu işgalin en önemli sebebi nedir? Biz çok uzun zamandır bilgi ve teknoloji üretmiyoruz. Dışarıdan aldıklarımız da bu şekilde olumsuzluklarıyla beraber geliyor.

Yüce dinimiz İslamiyet ve güzel dilimiz Türkçe bizi bugünlere taşıyan öncü değerlerimizdir. Cenab-ı Allah’a muhabbetin en yalın ve en etkili anlatımını Türk Yunus Türkçe’nin gücü ve Türk’ün gönül coşkusu ile ne kadar güzel ifade etmiş.

“Ballar balını buldum / Kovanım yağma olsun.”

19. yüzyılın bilgesi Gaspıralı İsmail Bey’in işaret ettiği gibi dünya Türklüğünün selamete ermesinin yolu da dilden geçmektedir. “Dilde birlik, fikirde birlik, işte birlik.” Bu sihirli formülün anahtarı dil birliğidir. Meselenin sınırlar birleştiren, gönüller kaynaştıran yönleri de akıllardan çıkarılmamalıdır.

Dilimizin bizim “ses bayrağımız” olduğunu unutmamalıyız. Bayrağın yüklendiği her görevi dilimiz de yüklenmiştir. Hatta o derece ki, şanlı bayrağımızın en kasvetli zamanlarında, bağımsızlığımızın elden gittiği dönemlerde bile ses bayrağımız milletimizi ayakta tutabilmiştir. Bazen dua, bazen ağıt, bazen türkü, nihayet İstiklal Marşı olarak. Bizlere düşen ses bayrağımıza da gereken özen ve saygıyı göstermek, dilimizi doğru kullanmaktır. Unutmayalım o bize anamızın sütü kadar helal, damarlarımızdaki kanımız kadar gereklidir.

Türk şiir ve tefekkür hayatının zirve isimlerinden Yahya Kemal’e kulak verelim:

“Türkçe ağzımızda anamızın sütü gibi helâl ve temiz olmalı.”

“Bizi ezelden ebede kadar bir millet halinde koruyan, birbirimize bağlayan bu Türkçedir…Türkçenin çekilmediği yerler vatandır. Ancak çekildiği yerler vatanlıktan çıkar.”

Dün Türkçe’yi hakir gören ve hatta dinimizle hasım gibi görenler vardı. Bu insanlar kendi içlerinde yaman birde çelişki de yaşarlardı. Türk insanının gönlünden geldiği gibi konuşarak ana dilinde zaman zaman  “Tanrı” demesini neredeyse din dışı olmakla itham ederlerdi. Ama aynı insanlar mehter marşında geçen “Kur’an’da zafer vaad ediyor Hz. Yezdan” ifadesinde kendilerinden geçiyorlardı. Buradaki “Yezdan” eski ateşperestlerin taptığı bir tanrıdır. Farsça’dır. Farsça olduğu içinde, Türksüz Müslümanlar ona itiraz etmemiştir. Ama öz Türkçe olan “Tanrı” kelimesini hep bir ağızdan lanetlemişlerdir. Tesadüf müdür bu insanlar bugünde devletimize birden fazla resmi dil kazandırmaya çalışmaktadırlar. (Mahalli anlamda ve özel hayatta insanlar istedikleri dili tabiî ki kullanabilir. En tabii haklarıdır.)

Bakınız büyük Türkçü Ziya Gökalp Bey ne diyor?

“Turan’ın bir ili var/ Ve yalnız bir dili var/ “Başka dil var”diyenin/ Başka bir emeli var.”

Dilimiz ruhi ve kültürel genlerimizi taşır. Her halimizi güzel Türkçemizle ifade ederiz. Varlık mücadelesini adeta tek başlarına sürdüren Irak Türkmenleri bu durumu hoyratlarında en samimi haliyle dile getirmişlerdir.

“Türkmen dili,/Başımda Türk mendili,/Dinim İslam dini,/Dilimde Türkmen dili”

Düşünelim. Birileri bize söylemese de Yunus Emre’nin, Hoca Ahmet Yesevi’nin veya Yusuf Has Hacib’in Türk olduğunu bilebilirdik. Bu sezginin sebebi öz be öz Türkçe yazıp söylemeleridir.

Dil tarihle ilgilidir demek doğru olmayabilir. Dil doğrudan doğruya tarihimizin birikimidir. Dün “ordu-millet” kavramı etrafında şekillenen Türkçemiz, “yeniden yazılmak” istenen tarih anlayışına paralel olarak “bölünmüş millet” kavramı etrafında şekillenecektir.

Mehmet Emin Yurdakul misali “Ben bir Türküm dinim cinsim uludur” diyenlere Hz. Mevlana’nın davetini Karamanoğlu Mehmet Bey ruhuyla Kürşad gibi yapıyoruz.

İster batıda ister doğuda olun Türkçe konuşmaya gelin. Her şey için çok geç olmadan gelin. Çocuklarınızın yarınları için gelin. Ezan dinmesin, bayrak inmesin diye gelin Türkçe dilimize sahip olun.

Atalar emaneti vatan için Türkçe’mize sahip olmaya gelin.

Gelin ve Allah rızası için haykırın, çünkü başka Türkçe konuşacak Vatanımız yok bilelim:

“Türklüğün vicdanı bir/ Dini bir, vatanı bir/ Fakat hepsi ayrılır/ Olmazsa lisanı bir.”

Ne Mutlu türküm Diyene !

HABER BİLGİLERİ
Bu haber 20 Eylül 2013, 21:44 tarihinde Yazar 8 kategorisinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Haber Kez Okunmuş..
PAYLAŞ
facebook Twitter Frienfeed Twitter Google
ETİKETLER
YORUM YAZIN
Benzer Haberler

Fatal error: Call to undefined function get_related_posts_thumbnails() in /home/afyontur/public_html/wp-content/themes/MbTasarim-Haber-v4/single.php on line 65